Alessia Orro: "Fenerbahçe Taraftarı Çok Çılgın, Türkiye'de Konfor Alanımdan Çıkarak Büyüdüm"
Fenerbahçe'nin dünyaca ünlü İtalyan pasörü Alessia Orro, Türkiye’deki kariyeri, İstanbul’daki yaşamı ve sosyal medyadaki eleştirilere bakış açısı hakkında çok samimi açıklamalarda bulundu. İtalya dışına çıkarak konfor alanını terk ettiğini belirten yıldız oyun kurucu, Türk mutfağından taraftar kültürüne kadar çarpıcı değerlendirmeler yaptı.
İşte İtalyan yıldızın röportajından öne çıkan başlıklar:
"İtalya'da Pilav Yemem Ama İstanbul'unki Nefis"
Türkiye'deki yemek kültürüne ve özellikle Türk pilavına hayran kaldığını gizlemeyen Orro, İtalya ile Türkiye arasındaki mutfak farkını şu sözlerle anlattı:
"Türkiye'de pilav çok güzel, orada gerçekten çok lezzetli yapıyorlar. Ben normalde sadece Türkiye'deyken pilav yiyorum çünkü tereyağıyla yapıyorlar. Mesela ben İtalya'da sade pirinç pilavı yemem; bana hastane yemeği gibi geliyor, biraz sıkıcı. Ama olur da İstanbul'a yolunuz düşerse mutlaka pilav yemelisiniz. Çünkü nefis ve çok meşhur. Genelde yanında et ya da tavukla tercih ediyorlar. Etleri de gerçekten çok lezzetli, adeta ağızda dağılıyor."
"Voleyboldaki Empati Duygusu İnsanları Bağlıyor"
Voleybolun diğer spor branşlarına göre taraftarla daha sıcak bir bağ kurduğunu belirten başarılı pasör, Türkiye’deki taraftar atmosferini "ateşli ve çok sıcakkanlı" olarak tanımladı:
"Bence voleybolun en güzel yanı, taraftarların kendilerini size yakın hissetmeleri ve sizin de onları görebilmeniz. Futbolda ya da diğer sporlarda olduğu gibi, ulaşılamaz ve dokunulamaz bir mesafe voleybolda yok. Bu empati duygusu insanların size çok daha fazla bağlanmasına yardımcı oluyor.
Türkiye'deki taraftarlar hem çok ateşli hem de çok sıcakkanlılar. Bir de ben taraftar desteğinin ekstra itici bir güç olduğu, Türkiye'nin en büyük taraftar gruplarından birine sahip bir takımdayım (Fenerbahçe). Sırf bir maç için Türkiye'nin dört bir yanından; uçakla, trenle, her yolu kullanarak bir şekilde geliyorlar. Çok çılgınlar, bu harika bir şey."
"Başlangıç Kolaydı, Sonrası Karmaşıklaştı"
İstanbul’a ve yeni takımına uyum sürecinin beklenenin aksine zamanla zorlaştığını itiraf eden Orro, iklim şartlarının ve şampiyonluk baskısının kendisini zorladığını belirtti:
"Açıkçası işin sonu, başlangıcından daha karmaşık ve zor oldu. Genelde bu tarz yeni deneyimlerde hayatını tamamen değiştirdiğin için ilk başta alışmakta zorlanırsın, sonra zamanla uyum sağlar ve daha iyi hissedersin ya... Bende tam tersi oldu. Başlangıçta o ilk heyecan ve coşkuyla hemen adapte oldum. Sonra biraz İtalya'yı özledim.
Daha zorlu maçların olduğu dönem gelmeye başlamıştı, işler bizim için pek iyi gitmiyordu ve üzerimdeki baskı, o ağır yük daha da büyüdü. Bir de sürekli yağmur yağıyordu. Aralık ayından mart, nisan aylarına kadar durmadan yağmur yağdı. Pencereden ufacık bir güneş ışığı sızdığında hemen kendimi dışarıya atıyordum."
"Eleştirilere Kulak Asmıyorum, Kendime Bir Gelecek İnşa Ettim"
İtalya'dan ayrılırken bazı taraftarların kendisine kırıldığını ve sosyal medyada eleştirildiğini söyleyen yıldız voleybolcu, artık bu durumlardan etkilenmediğini vurguladı:
"Evet, İtalya'dan ayrıldığımda bazı insanların bana içerlediğini ve kırıldığını biliyorum. Ama dürüst olmak gerekirse artık eleştirilere hiç kulak asmıyorum. Eskiden olsa kafama takardım. Şimdi ise olabildiğince hafif yaşamaya, daha az okumaya ve neticede bir profesyonel olarak hayatımı yaşamaya çalışıyorum. Çünkü günün sonunda bu benim tutkum olmasının yanı sıra aynı zamanda işim. Kendine bir gelecek inşa etmek zorundasın ve bunu yapmak için bazen zor kararlar vermen gerekiyor."
"Hiç Kimseyi Tanımadan Sıfırdan Başladım ve Büyüdüm"
Yurt dışı deneyiminin kişisel gelişimine büyük katkı sağladığını belirten Alessia Orro, sözlerini şöyle tamamladı:
"Madalyonun diğer yüzünde, konfor alanımdan çıkmış olmak çok güzel bir şey. Yurt dışında böyle güzel bir deneyim yaşamak istiyordum çünkü kendimi test etmek, ne kadar ileri gidebileceğimi görmek istedim. Beni daha da büyütecek bir durumun içine girmeyi arzuladım ve bu karar bana gerçekten çok yardımcı oldu.
Şimdi kendimi daha iyi, daha büyümüş bir insan gibi hissediyorum. Bence önemli olan da bu zaten. Üstelik Türkiye'ye giderken orada hiç kimseyi tanımıyordum, hiç kimseyi. Takımda eski bir takım arkadaşım da yoktu. Her şeye sıfırdan başladım ve bu durum bana hem profesyonel hem de kişisel olarak çok büyük katkı sağladı."












